BASINA GÖZDAĞI
Ordu ili olarak eski deyimle seçim sathi mailine giriyoruz. Özellikle İktidar partisinde ve ana muhalefet partisinde kulisler başladı. Hem AK Parti hem de CHP “Ordu’da seçimi kazanacağız” iddiasındalar.
CHP Büyükşehir Belediye Başkan adayını peşinen ilan etti. Banko “Seyit Torun” dediler. AK Parti ise süreci ağırdan alıyor. Ama bu arada kulislerde adı geçenlerden açıkça ortaya çıkıp “Ben aday adayıyım” diyen yok. Beklenmedik şekilde bir tek Ordu İl Özel İdaresi Genel Sekreter Yardımcısı Eyüp Elmas memuriyetten ayrılıp, aday adaylığını ilan etti.
Partide İdris Naim Şahin adı ağırlıklı olarak hep gündemde kalmakla birlikte, kendisinin bu yönde açık bir niyet beyanı olmadı. AK Parti’de Eyüp Fatsa, Mustafa Hamarat ve Enver Yılmaz da kulislerde iddialı olarak adı geçen isimler. Onlar da açıkça “Bana görev verirlerse”, “Kısmet olursa” gibi sözlerden fazlasını söylemiyorlar.
***
Bizim esas üzerinde durmak istediğimiz; parti yöneticilerinin bu süreçte yerel basına ve gazetecilere yönelik tavırlarına ilişkin olacak.
Geçtiğimiz hafta sonu AK Parti İl Başkanı’nın teşkilat toplantısındaki sözleri kimsenin dikkatinden kaçmadı. İl Başkanı Hüseyin Akyol, adeta iktidarın Türkiye genelinde basına olan baskıcı ve tahammülsüz tavrını gösterip veryansın etti. Partide adaylık sürecinde rekabet olduğunu yansıtan gazete haberlerini işaret eden Akyol, “Bu işi ben de biliyorum, onların ne yapmak istediklerinin farkındayım, bizi aptal sanmasınlar” gibi ifadelerle basına adeta sopa gösterdi.
Daha da ileri gidip, rakip partilerin verdiği haberlere dayanarak, “AK Parti’de kazan kaynıyor, AK Parti’de soğuk savaş var” diyen gazetecilere yüklendi. Akyol, “Ben de amatör değilim, iletişimi biliyorum, bazı gazetelere dikkat ediyorum, kullandıkları başlıklar, puntolar dezenformasyona yönelik, kötü algıya, sebep olacak puntolar, başlıklar…” diyerek onlara adeta gazetecilik dersi de verdi.
İktidar partisinin il başkanına yakışmayacak bir tavırla son noktayı da, “Herkes yaptığı işe dikkat etsin, bizi aptal zannetmesin” diyerek koydu. Bu sözler gazetelerde yer alırken, hiçbir meslektaşımız da, “Dikkat etmezsek ne yaparsın” deme cesaretini gösteremedi.
Evet, daha seçim sürecine girilmedi bile. Bismillah demeden AK Parti yerel gazeteleri ve gazetecileri korkutmak, muhtemel haberleri önlemek mi istiyor?
Ordu’da kulislerde şimdi fısıltı halinde bunlar tartışılıyor.
Bakalım yerel seçime yaklaştıkça partilerle gazetelerin, gazetecilerin ilişkileri nasıl olacak.
Partiler gazetecileri etki altına alıp, ‘uslu çocuk’ haline getirebilecekler mi? Özellikle iktidar gücünü kullanma yeteneği olan AK Parti’nin Hüseyin Akyol yönetiminde basına ağır bir sansür ve baskı uygulayacağı ve bunun için her yolu deneyebileceği endişesi yaşanıyor. Yaşayıp göreceğiz.
