AMAN HA BEYLER.
13 Mayıs 1277’de, Karamanoğlu Mehmet Bey’in “Bu günden sonra hiç kimse divanda, dergâhta, barigâhta, mecliste ve meydanda Türkçe’den başka dil konuşmayacak” fermanıyla Anadolu’da Türkçe’nin ilk kez devlet dili oluşunun kaydedilmesinin üzerinden tam 737 yıl geçti.
Ve Anayasamızın değiştirilemez hatta değiştirilmesi teklif dahi edilemez ilk 4. maddesinde “Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçe’dir…” der.
Ne zaman yakın tarihimizden bir örnek vermeye kalksak Mustafa Kemal Atatürk çıkar hep karşımıza. Onun Türkçe’ye olan ilgisini ve Türkçe’ye olan hürmetini kimse inkâr edemez. Fransızca’yı ana dili gibi konuşmasına rağmen Fransa’dan ne zaman bir heyet yahut devlet başkanı gelse onunla Fransızca konuşmazdı. Kendisi Türkçe konuşur ve tercüman kullanırdı.
Atatürk demişken kısa bir kesit daha verelim: II. Dünya Savaşı öncesi sıkıntılı bir zamanda Avrupa’dan pek çok bilim adamı Türkiye’ye çağrılmış ve üniversitede görevlendirilmişlerdir. Ve Atatürk bu bilim adamlarına çok yüklü paralar teklif etmiş fakat iki yıl içinde Türkçe ders verecek kadar Türkçe öğrenmeleri ve üçüncü yıl içinde ise Türkçe ders kitabı yazmaları şartını koşmuştur.
Bugün 2014 beyler!
Türkiye Cumhuriyeti’nin kısa ifadesi olan T.C ibaresi devlet banka ve dairelerinden kaldırıldı. Türkiye Cumhuriyeti’nin “ilişkilerin geliştirilmesine katkıları” nedeniyle yabancılara verdiği Devlet Nişanı, Cumhuriyet Nişanı ve Liyakat Nişanı’nın şekilleri değişti. Yeni nişanlarda Atatürk silüeti ve T.C. ibaresi çıkarıldı. Bu memleketin dağlarından, ovalarından “Ne mutlu Türküm diyene!” yazıları sökülüp atıldı. Daha ne mi oldu? Van ve Diyarbakır kentlerimizde Türkçe tabelalar sökülüp yerine Kürtçe tabelalar asıldı. Yani devlet dili olan Türkçe yok sayıldı beyler!
Dahası beyler! Bu devletin Başbakanı çıktı; “Ben ne ‘tek dil’ dedim, ‘ne tek din’ dedim. Hiçbir yerde benim böyle bir ifadem yok” dedi.
Hatta akademik unvanı olan biri, hem de Dedem Korkut’un diyarında; “Türk dediğin bir sentezdir zaten. Türk diye bir ırk yok” dedi. Farkında mısınız ne kadar milli değerimiz varsa hepsini birer birer yitiriyoruz. Yoksa sıra şimdi Türkçe’ye mi geliyor?
Türkçe giderse ne olur?
Son kalemiz olan “Türkçe” giderse Türkiye gider. Ve bu topraklar üzerinde yeni bir tarih daha yazılır beyler! Nene Hatunların, Ulubatlıların, Seyit Onbaşıların ruhu dirilir, Sakarya ayağa kalkar, Efeler yeniden tarih yazar Beyler!
Yani kısacası Türkçe giderse “One Minute”a gelmez bu işler beyler!!
