PARTİ İÇİ DEMOKRASİ..
Yaklaşan yerel seçimler öncesi partilerde çalışmalar ve mitingler giderek hızlanıyor. Pazartesi günü CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu Giresun Belediyesi’nin organize ettiği “Giresun Aksu Şenlikleri”nde büyük ilgi ile karşılandı. Gezide CHP parti kurmaylarından Karadeniz’in sevilen isimlerinden Volkan Canalioğlu ve Haluk Koç gibi değerli parti meclis üyesi ve genel başkan yardımcıları da yer aldı.
Giresun halkının büyük ilgisiyle karşılanan Kemal Kılıçdaroğlu görünen o ki birçok il örgütünden daha fazla çalışıyor. O’nun hızına birçok il örgütünün yetişemediği kesin. Bir partinin genel başkanı 45 dakika mesafedeki başka bir şehre gelmiş, maalesef ben Ordu’daki il ve ilçe örgütlerinden gündemdeki isimlerin dışında başkasını göremedim.
Bir de şu konuya değinmekte fayda var: Yaklaşan yerel ve genel seçimler öncesi, sürekli parti içi demokrasiden bahseden milletvekilleri, sanki genel merkezle sözleşmiş gibi, belediye başkan adayları ile ilgili isim verebiliyorlar. Milletvekillerinin kırdıkları bu potu düzeltmek ise il başkanlarına düşüyor. İl başkanları parti içi demokrasiye vurgu yaparak, “Sadece partimizin aday adayı” açıklamasıyla ortalığı yatıştırmak için mücadele veriyor.
Daha seçimler bile start almazken her zaman partinin yükünü omuzlayan parti üyelerine sorulmadan, sandık koyulmadan, isim söylenmesi acaba ne kadar demokratik? Bunu da düşünmeden edemiyoruz. Bütün bunları yazmaktaki amaç hiçbir kişi ya da kurumu eleştirmek değil. Dedik ya her CHP’li işe kendini eleştirerek başlamalı. Demokrasi yaşananların neresindedir? Bütün bu yaşananların neresinde üyelerin iradesi vardır? Hangi örgütün arkasında CHP üyesinin iradesi durur? Bu olan bitenin demokrasi ile uzaktan yakından ilgisi ne kadardır? Burada demokrasi sadece arka fon olarak mı kullanılıyor gibi düşünceler kaçınılmazdır.
Eğer bu ülkede gerçekten bir sorun varsa -ki var- onun da çözüm yolu birlik ve beraberlikten geçer. Hiç kimse kendi istikbali için ince hesap içinde olmamalıdır. Hiç kimse “Genel merkeze yakınım” diye, halkından aldığı makam gücünü, parti içinde demokratik hakkını kullanmaya kalkan, bu parti için gece gündüz çalışan ve fedakarlık yapanlara karşı kullanmalıdır. Çünkü bizlerin demokrasi diye bildiği şey ile gerçek demokrasi aynı şey değil. “Bizi destekleyecek üyeler delege olsun. Bize oy vermeyecek insanlar delege olmasın. Bizim gibi düşünenler konuşsun. Düşünmeyenler susturulsun. Üye, bize sadece bayrak, flama assın. Seçimlerde koşuştursun. Büyük adamları alkışlasın. Seçim sandıklarını beklesin” anlayışı var.
Elinde seçme hakkı olmayan üyelerin neyine karar vermek? Ya da ne haddine milletvekili ve yerel yönetici adaylarını belirlemek? Kararları kerameti kendinden menkul büyük adamlar verir! Adayları o büyük adamlar belirler. Bütün üyelerin menfaatlerini yine o büyük adamlar çok iyi bilir. Düşüncesini üzerimizden kaldırmazsak ve bunun da adı demokrasi olur dersek büyük hata yapmış oluruz.
Hala CHP üzerindeki dönüşümü sağlamanın temel yolunun artık parti üyelerinin belirleyeceği ve söz haklarının olacağı bir sistem olmalıdır. Eğer parti içi demokrasi tam olarak işletilirse işte o zaman bir parti iktidara göz kırpar. Saygılarımla…
