PROJESİ OLMAYAN ADAYLAR…
Yaklaşan mahalli seçimler öncesi Ordu’da aday adayı patlaması yaşanıyor. AK Parti’de şu ana kadar 19 ilçe ve büyükşehir olmak üzere tam 149 aday adayı var. CHP’nin büyükşehir belediye başkan adayı Seyit Torun ile birlikte 5 ilçe adayı açıklandı. Diğer ilçelerin de adaylarının Aralık ayında açıklanacağı söyleniyor.
Eski milletvekili Cemal Enginyurt ile birlikte iyi bir ivme yakalayan MHP’de ise adaylar hemen hemen açıklandı. 2014 yılında yapılacak seçimlere bürokrat veya devlet memuru kimliğiyle de aday olan birçok kişi var. 19 ilçe ve büyükşehir olmak üzere 200’ün üzerinde aday var ama projelerini açıklayan, “Projelerim var” diyen aday veya aday adayı sayısı bir elin parmaklarını geçmez. 15 senedir milletvekilliği yapan da aday, kıyıdan köşeden tutup, devletin belli bir kademesinde memurluk yapan da.
Herkes “Başkan” olmak istiyor ama kimse başkan olduktan sonra ne yapacağını söylemiyor. Şehirler ise kent kimliğinden uzak, artık insanlara mutluluk vermiyor. Ne şehir merkezinin ne de ilçelerinin bir kent kimliği var. Çarpık yapılaşma almış başını gidiyor. Yaylalar beton evlerle dolmuş. Şehirlerde insanların nefes alacağı “Kent Meydanları” kalmamış. İnsanlar ilçelerde dahi beton blokların arasında nefes alamaz hale gelmiş. İşsizlik insanları büyük şehirlere göçe zorlamış.
Yollarında yürünmeyen, kaldırımları olmayan ilçeler var. Adaylar çıkıyor ve “Ben şuranın kaderini değiştireceğim” diyor.
İyi de nasıl? Elinizde sihirli değnek olmadığını bildiğimize göre, projelerinizi açıklayın ki insanlara hayal satmayın. Mevcut belediye başkanları ilçelerindeki göçten söz ederken, ‘buralarda kimse kalmıyor, şehir merkezlerine gitiyor’ diye yakınırken insanların yaşadıkları yerde kalabilmeleri için üretebilecekleri bir projeleri yok. Çözüm diyorsanız, o da yok.
Kısaca… 10 yıldır orada olan başkanların da aday olduğu bir yerde, ilçesinde insanları tutacak yatırımların olmadığını bir yerde bir dönem daha insanlardan yetki isteniyorsa artık ‘pes’ demekten başka geriye bir şey kalmıyor.
Aslında işin özeti de budur. İnsanlar bir yere talip olurken, “Önce ben ne kadar yeterliyim” diye kendini sorgulaması gerektiği bir yerde böyle nutuklar atmaya devam edersiniz.
