YAŞADIĞIMIZ KENTE KARŞI SORUMLUYUZ..
YAŞADIĞIMIZ KENTE KARŞI SORUMLUYUZ
Doğu Karadeniz Bölgesi’nde öncelikli geçim kaynağının başında fındık geliyor.
Özellikle Ordu ve Giresun gibi sanayisi gelişmemiş illerin ticari, ekonomik ve sosyo-kültürel olarak yeni arayışlar içerisine girmesi gerekir.
Ordu, Karadeniz’in belki de en şirin kentlerinden birisi.
Yeşille mavinin kucaklaştığı bu şirin ilde insanlar geleceğe umutla bakmak için sadece fındığa dayalı bir yaşam sürmek istemiyor.
Fındığın yanında kivi, kesme çiçekçilik ve arıcılık ise önemli bir geçim kaynağı oluşturuyor.
Sanayi gelişsin diyoruz ama hala Ordu, Fatsa ve Ünye’de “Ben yatırım yapıp istihdama katkı sağlayacağım” diyen bir kişiye bile gösterecek arazimiz yok.
Hal böyle olunca da yatırımcıyı bölgeye çekip, yeni iş sahaları yaratamıyoruz.
Son yıllarda Ordu’da turizm konusunda atılımlar yapılmaya çalışılıyor.
İle kazandırılan marka oteller, eko-turizm çalışmaları yerinde fakat yetmez. Turizmin önce altyapısının oluşturulması gerekir.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Doğu Karadeniz Bölgesi’nde uygulamayı planladığı, yaylaları birbirine bağlayacak olan “Yeşil Hat” projesi hayata geçirilirse o zaman belki insanlara alternatif bir turizm modeli sunabiliriz.
Tabi tüm bunlar yapılırken şehirlerdeki tarihi ve doğal yapıların da korunması gerekir.
İnsanlar artık ziyaret ettikleri şehirlerde dinlenmek istiyor.
Şehirleri yönetenler, şikayet etmek yerine sorunların üzerine gitmeli.
Mazeret üretmemeli ve halkın ihtiyaçlarına cevap vermeli.
Biz insanları bulundukları yere mazeret üretmek ya da mağduru oynamak için seçmedik.
Ordu’nun en güzel yeri olan Boztepe’ye çok katlı binalar yaptırarak, otel için ağaç kestirip, şehrin muhtelif yerlerinde ağaçlara kıyıp yerlerine ters şemsiyeler koymakla bu şehre iyilik yapamazsınız.
Bugün Karadeniz bölgesinde bilinen bazı yerlerin Ordu Boztepe’si gibi yerlerin zamanında korunmadığı için, tepeye kadar beton yığınlarıyla dolu olduğunu görmek mümkündür.
Ordu’nun şu anda bana göre en büyük cazibe merkezi Boztepe.
Eğer siz böyle büyük kütle binalar koyup Boztepe’yi korumazsanız, yarın önüne gelen emsal gösterip oraya çok katlı yapılar yapmaya kalkar.
30 yıl sonra şehirden Boztepe’ye baktığınızda bu kez tarihe karşı hesap veremezsiniz.
Ordu’dan verdiğim bu örneklerle konuyu özetlersek…
Yaşadığımız doğayı korumak ve gelecek nesillere daha iyi bir çevre sunmak için daha duyarlı olmalıyız. Aksi takdirde, sanayide ve turizmde gelişsek bile kaybettiğimiz eserlerin hesabını veremeyiz.
